Kişisel Evlilik Bilinci

Kişisel Evlilik Bilinci

 

Evlilik, insanın hayatını bir yerden alıp başka bir yere koyan, büyük hayali olmasının yanında; bazen de insanı çaresiz, sıkışmış, mutsuz ve geri dönülmez bir kısır döngü içinde hissettiren kaosa dönüşebilir. Hani tüm insanlığa sorsanız bir evlenen pişman bir de evlenmeyen…

ThetaHealing® ile üzerinde en çok çalıştığımız konulardan biri de “Kişisel Evlilik Bilinci” programı! Kişisel, çünkü bu bir evlilik ya da ilişki terapisi ya da benzeri bir şey değil; evlilik kurumu içinde sevabıyla günahıyla kendimizi tanıma yolculuğu… Bilinci, çünkü kendimizi tanıma yoluyla evliliği düzgün ve mutlu bir şekilde yürütebilmek adına şifalanma ve tavır değişikliği seansları! Bir de tabii tüm iyi niyetlerine karşın aradığı adamı ya da kadını bulamayıp nikâh masasına oturtamayanların durumu var! Onlar da bu seanslar sayesinde eksiklerini, yanlışlarını ve onlara engel teşkil eden, onlara hizmet etmeyen bilinçaltı blokajlarını tanıma ve değiştirme şansı yakalıyorlar.

Bu seans programını anlamak için öncelikle evlilik kurumuna, ama daha da önemlisi kadın ve erkeğe sansürsüzce bir göz atmamız gerekiyor. Bir eş bulup, evlenip, çoluk çocuğa karışarak sonsuza dek mutlu yaşamak insanın bu kadar önemli bir idealiyken, neden bu kadar büyük bir kesimin eline yüzüne bulaşıyor ya da tam tersi ana hedef buyken, yıllar su gibi akıp gidiyor ve bir kısmımız bu kuruma bir türlü dâhil olamıyoruz? Bana göre (yani bu tamamen benim şahsi kanaatim!) tam bu noktada monogamiyi irdelememiz gerekiyor. Monogaminin (tekeşlilik) bilim adamları tarafından hazır irdelenmişleri birçok kaynakta mevcut… Hemen hemen hepsinde çıkan ortak sonuç ne insanoğlunun ne de tüm doğanın büyük bir genellemeyle tekeşli olmadığı. Tekeşlilik konusunda en istikrarlı canlı türü insanlar gibi görünse de uzmanlar bunun toplumsal bilinç ve kurallar nedeniyle çok zorlama bir sonuç olduğu üzerinde birleşiyor. Uzun yıllardır en tekeşli olarak bilinen kuğuların bile aslında fırsatını bulunca çokeşli takıldıkları bilim adamlarınca tespit edilmiş durumda… Yine bir diğer en tekeşli sanılan kuş türlerinin (en başta güvercin ve kumrular geliyor) ortalama her altı çiftleşmeden birini yandaki yuvadaki dişi veya erkekle yaptığı ortaya çıkmış. Üstelik bu tespitler teknolojinin ilerlemesiyle bu kuşlara takılan çipler sayesinde anlaşılmış. Tıpkı akıllı telefonlarımızın ve sosyal medyanın biz insancıkların her şeyini ortaya dökmesi gibi... Yani tüm canlılar için teknoloji çıktı mertlik bozuldu diyebiliriz. İnsanlar için ABD’de yapılan kapsamlı bir araştırmanın sonucu erkeklerin %70’inin, kadınların ise %40’ının evlilikleri ya da mevcut ilişkileri dışında ilişkiler yaşadıklarını gösteriyor.

Bilim adamları çokeşliliği tercih etmenin insandaki bir genin eksik olmasından kaynaklandığını söylüyor. Yani tekeşlilik geni diye bir şey var! Bu gen erkeklerin %50’sinde, kadınların ise %70’inde mevcut! Bu konuda size bir iyi, bir de kötü haber de vereyim! Yine ABD’nin Atlanta kentinde bulunan Emory Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada bilim adamları çokeşli tarla fareleri üzerinde yaptıkları bir çalışmada, bu farelerin genleriyle oynayarak onların tekeşli olmalarını sağlamışlar. Bilim adamları bunun insanlar üzerinde de uygulanabileceğini ve aldatmanın tarih olacağını iddia ediyor! Bu iyi haber gibi görünebilir ama kötü haber bilim dünyasının böyle bir çalışmanın etik olmayacağı için şimdilik insanlar üzerinde uygulanmasının mümkün olmadığı fikrinde birleşmesi!

Ama bizim asıl konumuz aldatma değil! Bilim dünyası tartışa dursun, bizi asıl ilgilendirenin kişinin kendisini her konuda olduğu gibi evlilik ve ilişkiler konusunda da iyi tanıması ve hayat yolunu ona göre programlaması olmalı. Belli ki insanlık en başından beri genelde çokeşli ve teknolojinin ve medeniyetlerin bu kadar ileri ve küresel olmadığı dönemlerde tekeşlilik çok daha kolay ya da çok daha mecburi idi. Bugünkü bilinç düzeyimizde boşanabilmenin son derece mümkün olması ve başka bir hayatı devam ettirmenin bize çok uzak olmadığını bilmek bile bulunduğumuz alan içinde biteviye mutsuz olmamızın bir nedeni olabilir diye düşünüyorum. Bu sıkışmışlık hissi içinde ne çoluğu çocuğu bırakıp gidebiliyoruz, ne de onlarla birlikte mutlu mesut yaşlanabiliyoruz! Bir yandan da hepimiz karşı cinsle birlikte yaşlanmayı, aile olmayı, neslimizi sürdürecek çocuklar yetiştirmeyi hayal ediyor ve hedefliyoruz.

Evlilik üzerinde dolaşan kara bulutlar sadece bunlar da değil! Mesela yine bilim adamlarının yaptığı araştırmalar kişilikleri birbirine çok benzeyen çiftlerin çok uzun süre birlikte olamadıklarını gösteriyor. Yani fizikteki zıtlar birbirini çeker kuralı ilişkilerde de geçerli! İlk etapta ne kadar çok ortak yönünüzün olduğu bir artı gibi görünse de kısa süre sonra bu benzerliklerin şiddetli ego savaşlarına dönüşmesi çok muhtemel! Eh, aşkın ömrü de zaten malumunuz…

Eşlerden birinin yaşadığı psikolojik sorunlar, zor dönemler, maddi sıkıntılar, ten uyuşmazlığı, farkına bile varmadığımız ego savaşları ve toplumsal bilinçten gelen genel geçerlerin bize yaptırdıkları evliliklerin önünde duran en büyük sorunlar gibi görünüyor…

Aslında her türlü sorunun temelinde aynı kilit nokta yatıyor! Bize engel oluşturan konu hakkında kendi tutumumuzu doğru tanımlayabilmek, sonrasında tanımladığımız kendimizi değişime ve gelişime açabilmek. Bu temelden yola çıkan “Kişisel Evlilik Bilinci” seanslarının 4 temel amacı var:

  1. Bir kadın ya da erkek olarak karşı cinsle ilişkilerimiz konusunda kendimizi tanımlamak ve yürümeyen durumlar konusunda spiritüel şifa sağlamak!
  2. Mevcut evlilik ya da ilişkilerimizde yürümeyen ve sorun olan her şeyi kendimizden başlayarak tanımlamak ve çözümlemek!
  3. Birçok denemeye rağmen oluşturulamayan uzun süreli ilişki ya da evliliğe ulaşmanın yolunu tespit edip bu amaca en uygun şekilde kendimizi açmak!
  4. Evlilikle ilgili korku, endişe, kararsızlık ve çekince gibi konuların kaynağını bulup, temizlemek!

Bambaşka dünyalardan bir araya gelen iki karşı cinsin birbirini anlaması, güvenmesi ve ortak hayatlarını belli bir uyuma oturtabilmesi bazen zaman alabilir. Bazen de çok kolay rayına oturmuş görünen ilişkiler zamanla yıpranabilir. Ama hepsini çözmek, hatta ilişkiye yeni bir enerji ve yön vermek her zaman mümkün! Tabi ki önce kendimizi tanımaya başlayarak...

Aydoğan Gözaydın  / Enerji Terapisti

ThetaHealing® Uygulayıcısı